|
Pazartesi, 01 Şubat 2010 18:50 |
|
Mutlu bir evliliğin ve huzurla geçecek bir aile yuvasının kurulmasının bir başka şartı ise evliliğin kurulmasının zorlaştırılmadan kolaylaştırılmasıdır. Lükse kaçan, aşırı bir şekilde israf boyutlarını aşan ve sadece insanların beğenisini kazanmak için gerçekle ştirilmek istenen evlilikler ise kişilere ağır külfetler getirmektedir.
Günümüzde özellikle erkek ve kız taraflarının evlendirmek istedikleri çocuklarının hep mutluluğunu istediklerini ileri sürerek Kızım ben senin mutluluğunu isterim, Ben çektim sen çekme, Şimdiden ne aldırırsan kardır ve daha nice yanlış düşüncelerle karşı tarafın altından kalkamayacağı külfet getiren şeyler istenmekle taraflar arasındaki mutluluğa sekte vurulmaktadır.
Her hususta olduğu gibi aile hayatının mutlu bir şekilde devam ettirilmenin bir başka şartı ise, aile bireylerinin birbirlerinin hak ve hukukuna riayet etmeleridir. Eşlerin birbirleri üzerinde hakları olduğu gibi ana-babanın çocukları üzerinde, çocuklarında ana-baba üzerinde hakları vardır. Bu haklara tam anlamıyla riayet edildiği müddetçe aile içinde geçimsizlik baş göstermeyecek ve neticede aile yuvası hayatını mutlu bir şekilde devam ettirecektir. Vaazımızın bu kısmında mutluluğun anahtarı olan aile içinde riayet edilmesi gereken haklara değineceğiz.
Bir aile birlikteliği oluşturan erkek ve kadının riayet etmesi gereken ortak haklar vardır. Bunlardan ilki namus’tur. Namus sadece tek tarafa özelliklede kadın tarafına yüklenmesi gereken bir husus değildir Kadının yapması halinde namus zedeleneceği, erkeğin yapması halinde erkek adam yapar diyerek işin içinden çıkılacağı anlamına gelmemelidir. Kur’an-ı Kerim’de bu husus şöyle ifade edilmektedir. Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Yüz ve el gibi görünen kısımlar müstesna, zinet yerlerini göstermesinler.
|